 |
 |
 |
|
 |
| |
|
| BASINDA BİZ |
|
|
Super Yacht şirketinin sahibi Cihat Kurtuluş:
"Yatçılık gelişsin istiyoruz"
Dör t bir yanı denizlerle kaplı olan ülkemizdeki yat sektörü, potansiyelinin çok altında üretim ve satış yaparak kendinden beklenen atılımları yapamıyor. Kurtuluş'a göre bu sektörü, lüks sınıfından çıkarıp ihtiyaç haline getirildiği takdirde tam randımanlı verim elde edilecek. Deniz bir tutku, ayrı bir dünya. Hele Türkiye gibi üç tarafıda denizlerle kaplı bir ülke için tamamen farklı bir endüstri. Ticari ve zevk için önemli bir faktör oluşturuyor denizlerimiz. Özellikle yaz aylarında vazgeçilmez bir yeri olan yatçılık, sektöründe yıldızı parlayanlar arasında. Tutkularını, hayallerinin doğrultusunda yön verenler ise, bu sektöre girip yenilikleri ile Türk yat sektörünün gelişmesinde önemli katkılar ve destek sağlıyorlar. Bunlardan bir taneside Süper Yacht şirketinin sahibi Cihat Kurtuluş. Uzun süre tekstil sektöründe çalışarak, bir birikim sağlayan Kurtuluş, belli bir miktar para ile yat almaya karar verir. Olaylar bu karar mekanizmasının döngüye girdikten sonra zincirleme olarak üretim tesislerine kadar gelir. Yat almaktan vazgeçen Kurtuluş, kendine Süper Yacht firmasını kurarak beş senede sektörün müdavimleri arasına girdi. |
| Resim 1: Cihat Kurtuluş ve ekibinin, Gürcistan Cumhurbaşkanına ihraç ettiği 12 metrelik süper lüks yat. |
| Resim 2: Super Yacht'ın kaptan-ı Cihat Kurtuluş |
SIKINTILAR ÇOK AMA.....
Cihat Kurtuluş, bu sekt ördeki az sayıda olan üretici firmaların birbirleri ile yersiz rekabetinden yakınıyor. Toplam üretim kapasitesinin çok üstünde olan arzı, doğru orantıda kurulmadan talep verilmesinden ve fiyatların haddinden fazla kırılarak, kalitenin düşmesinden de şikayetçi.Yat sektörünün lüsk sınıfından da çıkartılmasını isteyen Kurtuluş, en yakın komşumuz Yunanistan'ın nüfusu bizden çok az olmasına rağmen deniz nimetlerinden bizdeki rakamların 5-6 kat daha fazla yararlandıklarına değinerek, devlettin yetkili mercilerinden bu konu ile ilgilenmelerini istedi.
BÜYÜK BÎR CAMİA
Deniz sektörünün çok büyük bir camia olduğunu söyleyen Kurtuluş, Türkiye'nin elinde tuttuğu potansiyel, iç piyasayı ve ihracat yaptığı ülkeleri, Balkan ülkelerine kaptırmanın endişesini duyduğunuda belirtti. Gürcistan'a 5 milyon S'lık bir ihracat yaptığını da söyleyen Cihat Kurtuluş, böyle büyük bir pazarın yersiz ve gereksiz formaliteler ve beraberindeki bürokrasinin büyük kayıplar verdirdiğini açıkladı. |
PANORAMA Dergisinde MART 2000 tarihinde yayımlanan Röportaj.
|
| |
| |
KURTULUŞ'UN HEDEFİ DÜNYAYA TEKNE SATMAK
"Kat"ınıza "yat" eklemek istiyor
Cihat Kurtuluş, uzun yıllar ayakkabı ve tekstil sektörleri için makine sattı. 1994 krizinde işleri tökezleyince, fiberglas yat üretimine yöneldi, istanbul Mahmutbey'de bir atölye kurdu. Gelen talepler üzerine işleri hızla büyüdü. Fiyatları 130 750 bin dolar arasında değişen fiberglas sürat teknelerini bugün Gürcistan ve Macaristan devlet başkanlarının yanı sıra Türkiye'de de birçok ünlü kullanıyor. Yılda 2 milyon dolar ciro yapan Kurtuluş, İsrail'den Hollanda'ya kadar birçok ülkeye tekne satmak için anlaşmalar yapıyor.
Ekonomi dünyasında zaman zaman yaşanan genel kriz veya durgunluk dönemleri, birçok kişiye yeni ufuklar, iş imkanları yaratır. Çünkü böyle dönemlerde herkes yeni pazarlama teknikleri peşinde koşar, yeni pazarlar arar. Hatta bazı işletme sahipleri, işlerini komple değiştirme yoluna bile gider. Bugün 48 yaşında olan Cihat Kurtuluş da 1994 ekonomik krizini, bu yöntemi izleyerek hafif sıyrıklarla atlatabilmiş bir işadamı. Yalnız Kurtuluş", işini tümüyle değiştirmemiş. O tarihe kadar faaliyet gösterdiği konfeksiyon ve ayakkabı makinesi üretiminden çok farklı bir alana, fiberglas yat üretimine de girmiş ve yumurtaları farklı sepetlere dağıttığı için de başarılı olmuş.
|
|
Bugün Cevval Makine, Tekmak Makine ve Süper Yacht Yatçılık adında üç şirketin sahibi olan Kurtuluş, bütün enerjisini tekne işine yöneltmiş durumda. Diğer şirketlerini ortaklan yürütürken, kendisi yedi kişilik ekibiyle günde 12 saat çalışarak tekne imal ediyor.
Protokol teknecisi
Diğer şirketleri yle birlikte yılda 2 milyon dolarlık ciro yapan Kurtuluş, sektörde henüz yeni olmasına rağmen Gürcistan ve Acaristan devlet başkanlarının sürat teknelerini yapmış. Şimdi de İsrail, Hollanda ve Almanya'dan yeni müşteri adayları ile görüşüyor. İsrail'den dört tekne siparişi almış bile. Kurtuluşun tek amacı, para kazanmaktan çok, kendi yapımı olan sürat teknelerini bütün dünyaya yaymak.
Kurtuluş, bugün hızlı bir tekne imalatçısı olsa da asıl işi makineci-lik. İş hayatı ile ilk tanışması, babasının İstanbul Mercan'daki dükkanında olmuş. Konfeksiyon sektörü için makine alım-satımı yapılan dükkan, okul çıkışlarında Kurtulu-ş'un uğrak yeriymiş.
Dolayısıyla hem sektörü hem de ticareti öğrenmiş bu gelip gitmeler sayesinde. 1967'de liseyi bitirdikten sonra, konfeksiyon makinelerinin üretimiyle ilgili olarak eğitim almak üzere Almanya'ya gitmiş. İki yıl sonra Türkiye'ye dönmüş. Yaklaşık 10 yıl babasının dükka-
nında çalışmış. Sonra da kendi işi- j ni kurmak için babasıyla yollarını ayırmış.
Macval'e rakip Kurtuluş, Türkiye'nin ilk endüstriyel ayakkabı makinesi üreticisi olduğunu söylüyor. 1980'le-rin başında babasından ayrıldıktan sonra, kendi dükkanını açmak için kolları sıvayan Kurtuluş, Unkapan'nda 65 metrekarelik bir atölye tutmuş. Ne ticareti yapabileceğini düşünürken, ithal bir ayakkabı makinesi dikkatini çekmiş. İtalyan Macval firmasına ait olan hu makine, spor ayakkabıların dış y üç- 1 yine dikiş atıyormuş.
Macval'e, Türkiye'de ikinci dişi ribütörü olmak için başvurmuş. Ancak karşılığında red cevabı almış. Bunun üzerine büyük bir hırsla aynı makineden imal etmeye karar vermiş. Aynı işlevi gören makineyi yapmış ve adına da "Fora" demiş.
|
EKONOMİST Dergisinde 15 AĞUSTOS 1999 tarihinde yayımlanan Röportaj.
|
|
| |
Sümerbank'ta Fora Cihat Kurtuluş, 1982'de Forayı yapar yapmaz İstanbul'da bir fuara katılmış, yani görücüye çıkmış. Yaptığı makine o kadar çok beğenilmiş ki Sümerbank, Yeşil Kundura ve Zilan başta olmak üzere büyüklü küçüklü hirçok ayakkabı üreticisi Fora siparişi vermiş. Gelen talepler karşısında, hemen Cevval Makine Sanayi Limited kurulmuş ve siparişler kabul edilmeye başlanmış. "Avuciçi kadar yerde birkaç yıl içinde 140 tane makine ürettik" diyen Kurtuluş, 1985'ten sonra Fora model makineleri ihraç etmeye başlamış. Tunus, Cezayir, Rusya, İran, Irak, Suriye gibi birçok ülkeye Fora gönderdiklerini belirten Kurtuluş, "Türkiye'de o zamanlar dikiş makineleri yapılıyordu ama bunlar ev tipi makinelerdi. Sanayiye yönelik makine yoktu. Bunu ilk üreten ben oldum. Bu tür bir makineyi ilk ihraç eden de ben oldum. Hala da ihracatımız devam ediyor diyor.
Çalışanlar ortak Makine üretiminde işlerin iyi gittiğini gören Kurtuluş geleceği olan başka bir işe daha yönelmek istemiş. Bu nedenle Cevval'de çalışanları şirkete ortak ederek, kendisi Mer-ter'de Tekmak Makine Sanayi Limited'i kurmuş. Tekmak çatısı altında da konfeksiyon, hah ve ev tekstili sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlere makine satmaya başlamış. Bu sektörlere olan yatırımlar |
|
Kurtuluşun islerinin önünü daha çok açmış. Tekmak yurtdışından getirdiği birbirinden çeşitli makineleri hemen satıyormuş. Bu durum 5 Nisan 1994'e kadar sürmüş. Kararlar .sonrasında işlerin durgunlaşması, Kurtuluşu farklı biç arayışa itmiş. Yine "geleceği olan bir alan ne olabilir?" diye düşünürken, kendisini fiberglas tekne imalatçısı olarak buluvermiş. Tekmak'taki işleri de yakınlarına bırakarak, Mahmutbey'de kiraladığı 1.200 metrekarelik alanda lekne yapmaya başlamış. 
Süper Yacht Şirketinin adı Süper Yacht Yatçılık. Süper Yacht'da yapılan teknelerin fiyatı 130-750 bin dolar, süratleri ise 50 ile 70 mil arasında değişiyor. Kurtuluş, ihracata geçen yıl başladıkları halde bugüne kadar yurtdışına 700 bin dolarlık tekne sattıklarını söylüyor. Unutamadığı müşterileri arasında kendisine altın saat hediye eden Gürcistan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze geliyor. Kurtuluş, bu hikayeyi şöyle anlatıyor: "1996 yılında bir fuara katıldık. Gürcistanlılar benden broşürler aldı. Daha sonra aradılar. Gürcistan'ın özerk cumhuriyeti olan Acaris-tan'ın Devlet Başkanı Aslan Aba-şitze için tekne yapmamı istediler. Tekneyi yaptık, çok beğenmişler. Bir tane daha istediler. Abaşitze bunu da Şevardnadze'ye hediye etmiş. Daha sonra Batum'da bir imalathane kurmamı istediler. Gerekli ekibi kurarak, onu da yaptık. Yalnız oradaki imalathanede benim bir ortaklığım yok. Gürcistan'ın sahil güvenlik botlarını imal ettik. Şimdi orada Gürcistan'ın, tüm tekne ihtiyacını karşılayacak bir üretim kapasitesi var. Beni çok sevdiler. Alabilecekleri başka yerler olduğu halde hammaddeyi benden alıyorlar. Daha iki ay evvel 60 bin dolarlık mal gönderdim." Kurtuluş, Silivri'de yaklaşık 5 bin metrekarelik bir yer almış. Önümüzdeki eylül ayında da yeni yerlerinde, üretime hazırlanıyor.
TÜRKİYEDE YAT VERGİSİ ÇOK FAZLA Cihat Kurtuluşa göre, Türkiye'de önümüzdeki yıllarda fiberglas tekne satışları çok artacak. Çünkü, 10 milyonluk Yunanistan 'da yılda 4bin adet tekne satılırken, 65 milyonluk Türkiye'de bu rakam 3 bin adet. Bu 3 bin adet de ancak 1 milyar dolarlık pazar oluşturuyor. Kurtuluş'a göre bu rakam çok yukarılara çekilebilir. Ancak, sektördeki vergiler azaltılırsa... Kurtuluş, bu konuda görüşlerini şöyle açıklıyor: "Şu anda sezonumuz bitmek üzere. Bu aydan sonra tekne satışı olmaz. Müşteri tekneyi aldığı zaman yasal gereklerini bilmiyor. Ne yapacak? Tekneyi bir limana kaydettirecek. Bu kayıt da motor gücüne göre oluyor. Beygir başına 15 milyon lira taşıt alım vergisi ödemek zorunda. Vatandaş bir tekne parası kadar vergi ödüyor. Bu da tekne satışlarını engelliyor. Bir de deniz motorlarının maksimum ömrü 10 yıldır. Vatandaş her yıl taşıt alım vergisini de ödemek zorunda. Bu da müşteriyi kaçırıyor. Aslında bizim sattığımız tekneler lüks değil. Zengin kesimin zaten bir kılıfı var. Eğer şirketinizde turizm ibaresi varsa, istediğiniz boyutta tekneyi alıp vergi vermeden kaydettirebiliyorsunuz. Ama orta gelir düzeyindeki insanlar tekne almaya kalksa, vergi tufanına tutuluyor." |
EKONOMİST Dergisinde 15 AĞUSTOS 1999 tarihinde yayımlanan Röportaj.
|
|
|
|
|
|
 |
|